Beyoğlu’nda düzenlenen “Su ve Sürdürülebilirlik” İlk Çağrı Programında; su kaynaklarının korunması, Haliç’in son durum ve iklim değişikliklerinin beraberinde getirdiği kuraklık gibi olumsuzluklara karşı alınabilecek önlemler ele alındı. Programın ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde, “sıfır israf” anlayışı ile suyun geri kazanımı ve gri suların kullanımı konusunda altyapıların geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

SU VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: İLK ÇAĞRI KAPANIŞ BİLDİRGESİ

22 Mart Dünya Su Günü münasebeti ile İstanbul Beyoğlu Belediyesi, BeTa İlim Derneği, İstanbul Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi ve Su Vakfı iş birliği ile yapılan SU VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: İLK ÇAĞRI Programında bilimsel çalışmaları ile oturumlara katılarak yapılan değerlendirmeler aşağıdaki sonuçları ortaya koymuştur:

  1. Şehirde Su

Su ve su kaynaklarının kullanımı üzerine hem sürdürülebilir bir anlayış, hem de ülkemize en yüksek fayda anlayışı ile yapılan çalışmalar, 22 Mart Dünya Su günü münasebeti ile dile getirilmiş ve İLK ÇAĞRI programında kamuoyu ile paylaşılmıştır.

BM Kalkınma Ajansının da gündeme sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda son yıllarda aldığı “temiz suya erişim” ve suyun getirilmesi meselesinde, Cumhurbaşkanımızın İBB başkanı olduğu dönemde olağanüstü bir çaba sarf edildiği insanlarımız tarafından bilinen bir gerçektir. İstanbulluların suyu evlerinde rahatça kullanmalarına olanak sağlayan her türlü yapılanmaların yeniden değerlendirilmesi ve gereken tedbirlerin alınması yönünde ikaz niteliğinde farkındalık oluşturulmuştur.

Su havzalarında ve depolama sahalarında; su seviye ve kullanım gerekliliği mevsimsel değişimler göz önünde bulundurularak depolama ihtiyacı çözüme önerilmiştir.

Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin himaye ettiği “sıfır atık” projesindeki yaklaşıma benzer bir şekilde suda da “sıfır israf” anlayışı ile suyun geri kazanımı, gri suların kullanımı konusunda altyapıların geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

İklim değişiklikleri ve küresel ısınmaya maruz kalan dünyanın gidişatına göre, 100 yıllık projeksiyonu ortaya koyacak projelerin yapılması ve bu alanda büyük veri, yapay zeka ve derin öğrenme algoritmalarının çalıştırılması ile dinamik politika üretici çalışmaların yapılması ve bu alanda yapılan Araştırma ve Geliştirmelerin desteklenmesi gerekliliği vurgulanmıştır.

Atık suların ve her türlü oluşacak çamurun geri kazanımı noktasında da tesislerin ve yatırım alanlarının, yatırım büyüklüklerinin ve zamansal planlamanın önemi açıkça ifade edilmiştir. Gerekli yasal düzenlemeler var olduğu halde faaliyetlerin olmamasının çevreye ve vatandaşlara negatif etkiler oluşturduğu vurgulanmıştır.

Beyoğlu’nun ticari ve turizm merkezi olması dışında Su Medeniyetinin de merkezi olduğu  vurgusu yapılmıştır.

  1. Haliç Özelinde Sürdürülebilirlik

Nisan ve Mayıs aylarında geçen yıllardan daha da uzun süreli bir müsilaj beklentisinin varlığına dikkat çekilerek, yapılan bilimsel değerlendirmeler bu hususta ihmallerin varlığını ortaya koymaktadır.

Yapılan bilimsel çalışmalar ve analizler ışığında, sudaki hareketlilik ve suda yaşam, suda çeşitlilik ilkleri yine BM Kalkınma ajansının önem verdiği yeni konular iken, tehlike sinyali altındaki oksijenlendirme ve buna bağlı çeşitlilik için farkındalık ve uyarı mahiyetinde çalışmaların bir an evvel ortaya konulması ve bunların kamuoyu ile paylaşılması gerektiği ifade edilmiştir.

Pırıl pırıl bir Haliç; su ve sürdürülebilirlikte ilk çağrı olarak düzenlediğimiz bu programda etraflıca ele alınmıştır. Haliç için; Yerel Yönetimler ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın birlikte çalışma yapması gerekliliği önerilmiştir.

Çalışmalarımızı etraflı bir şekilde derleyerek İstanbul ve Haliç özelinde Su ve Sürdürülebilirlik konulu bir rapor hazırlanmaktadır. Aktif izlemeye devam edeceğimiz bu süreçte,

5 Haziran Dünya Çevre gününde yeni bir çağrı ile sonuçlar kamuoyuna paylaşılacaktır.